Kullanıcı Adı

:   Şifre :

 Şifremi Unuttum

GENÇLİĞİN İMANINI SORULARLA ÇALDILAR

Yıl 1978 ... Konferans vermeye başladım. Bazen günde üç konferans ... Bazen yirmidört saatin on sekiz saati konuşmakla geçerdi. Bende bir dava aşkı, yorulmak, yığılmak nedir hiç bilmiyorum. NOT:KİTAPÇILARDAN VEYA 0212 5218310 DAN İSTEYEBİLİRSİNİZ.
28/04/2007 -

Gençliğin İmanını Sorularla Çaldılar

 

Yıl 1978 ... Konferans vermeye başladım. Bazen günde üç konferans ... Bazen yirmidört saatin on sekiz saati konuşmakla geçerdi. Bende bir dava aşkı, yorulmak, yığılmak nedir hiç bilmiyorum. 

Bazen hakaretlere, nezaretlere de uğruyoruz tabi.

İslamî bilgim ne kadarsa o kadar anlatıyorum. Ama dikkatimi bir şey çekiyor; her gittiğim yerde gençlerin sorduğu sorular hemen  hemen aynı sorular.

Soruları şunlardı:

* Allah neden görünmüyor?

* Öteki dünyaya kim gitmiş de gelmiş?

* Alınyazısını Allah mı yazar?

* Hz. Âdem’in çocukları birbirleriyle evlendi mi?

* Kadın erkek eşit midir?

* Allah gerçekten var mı?

* İslam’da kölelik var mı?

* Yehova Şahitleri kimdir? ve bunlar gibi onlarca soru.

Nasıl oluyordu da Türkiye’nin her yerinde basma kalıp hep aynı sorular soruluyor ve ben verdiğim cevaplarla soranları ikna ediyordum!

Bana teklifler gelmeye başlamıştı yavaş yavaş. Siz bu soruları kitap yapsanız olmaz mı, diyorlardı. Ben de kitap yazamam, diyordum.

Birgün Bursa’da Uzunoğlu konferans salonunda konferans verdim. Konferansın bitiminden sonra, birkaç genç kız biraraya gelmiş beni çağırdılar. Salonun pencere tarafına geçtik. Genç kızlardan biri ağlıyordu. Neden ağladığını sordum, arkadaşı cevap verdi; “Arkadaşımız yıllardır bunalımdaydı. Kaza-kader yüzünden tam olarak iman edemiyordu, bu günkü konuşmanızdan sonra şüphesi gitmiş o yüzden ağlıyor, biz sizden rica ediyoruz, ne olur bir kitap yazın.” dediler.

O yıllarda bugün olduğu gibi çok kitap yoktu. Var olanların çoğu da günün promlemleriyle ilgili değildi. İlgilenen on-onbeş civarı kitaptan da gençlik haberdar edilemiyordu. İşte bu tür olaylar beni tetiklemeye başladı. Fakat ben değilde, bir yazara yazdırmaktı niyetim. Sadece soruları ben toparlayacağım, kendi bulduğum cevapları o yazara söyleyeceğim, belki kullanır belki kullanmazdı ama niyetim buydu.

İstanbul’a gelince sevdiğim üç yazara teklif götürdüm. Üçü de kendi çalışmaları olduğu için o tür bir kitap yazmaya zamanları olmadığını belirtti.

Eşim ve Hocam Recep Efendi bana ders vermeye başladı. Ben akîde, fıkıh gibi konulara endeksliydim. Arada şiir yazardım. Yazdığım şiirleri eşim çok beğeniyordu, (Çünkü, eşime göre şiir, duygusal, aksiyoner ve kafiyeli ise şiirdi) “Şiir yazan kitapta yazar.” diyordu ama ben Türkçe gramer bilgisine bile sahip değildim, akîde ve fıkhî bilgim vardı ama bunlar yetmez, ileride yazarım, diyordum.

Aylar sonra, Müslüman bir ailenin Yehova şahid’i olduğunu öğrendim. İnanamadım. O zamanlar Müslümanlardan Hıristiyan olmuş birini galiba duymamıştım (ya da Karadeniz’den çıktığını hiç duymamıştım.) çok şaşırdım. Ailenin bir yakını Kur’an kursunda hocaydı ve onları benim ikna edeceğime inanıyordu. Olur muydu öyle şey? Hristiyan Yehova Şahidleri’nin eğitim tarzları okadar planlı ve kişiye sindirilerek veriliyordu ki insanın hayret etmemesi mümkün değil. Bir gece de o eğitimden geçmiş kişiyi ben değiştirebilir miydim? Yine de gittik. Gece yarısına kadar tartıştık. Gençliğin İmanını Sorularla Çaldılar isimli kitabımda bu aileden de bahsettim.

Sabaha karşı eve geldik. İki gözüm çeşme gibi, o kadar çok ağladım ki, benim kardeşimi sorularla çalmışlar, bizden biri daha gitmiş diye. İnanın o acı, o hüzün yaşamadıkça hissedilemez.

Recep Beyin babasının o zamanlar Kasımpaşa’da bir dairesi vardı biz orada kalıyorduk. Evimize girdikten kısa süre sonra ezan okundu, ben gözyaşları içinde ezanı dinledim. Namazı kıldıktan sonra kalemi elime aldım. “Yarabbi! Benim Türkçem çok zayıf ama sen istersen tesirini verirsin.” şeklinde dualar ettim ve “Bismillah” diyerek kitabı yazmaya başladım.

Zaten çok doluydum. Çarşafımdan dolayı çok hakaretler görmüştüm. Gazetelerde Genelevi patronuna madalya verildiğini okumuştum. Sömürüldüğümüzü farketmiştim. Avrupa’yı, Amerikayı artık akıl gözlerimle görüyordum.

Farkettiğim çok olaylar vardı. Müslüman gence kanca takan biri mutlaka ona İslâm’a iftira ederek soru soruyordu. Mesela, “Sen Muhammed’in yedi yaşında bir çocukla evlendiğini bildiğin halde ona nasıl inanırsın?” gibi.

Müslümanlar eliyle, İslâmi kitaplara kaydı düşülen en büyük dokuz yalandan biridir bu. Fakat gencecik beyinleri İslâm’dan koparabilmek için, sorular yem olarak oltaya takılıyordu, sonrada olanlar oluyordu.

Hatırlıyorum, bana gelen bazı öğretmenleri ve beni dinden koparmaya çalışmalarını. Ve de stretejilerini. Yehova Şahidleri de gelmişti bana. Hiç yorulmadan defalarca gelmişlerdi. Hepside İslâm adına bilerek veya bilmeyerek yalan söylüyorlardı. İslâm’ı hiç bilmediğim gençlik yıllarımda benim beynimde de fırtınalar estirmişler ama kısa sürede kendime gelişimi engelliyememişlerdi. Bu alt yapıyla kitabı yazmaya başladım.

Kitabı yazmama sebep olaylardan biri de, o dönem Kenan Evren bize çok hakaret ediyordu. Hatta yıllar öncesinden başlamıştı hakaretleri. “Bize öcüler” dediği günlerde evli olmadığımdan bir Kur’an kursunda okuyordum. Orada siyasetin S’si bile anılmazdı, yasaktı ama hafta sonları duyuyordum olup bitenleri. İşte Kenan Evren’in Allah’ı eleştiren bir sözü ve bize öcüler demesi nerdeyse beni tek kişilik “Terör örgütü” yapacak hiç bir işe yaramayan ama Müslümanlara faturası ağır ödetilecek bir hata yaptıracaktı. Asıl beni dirilten, bomba haline getiren olay televizyonlarda duyduğum hakaretlerdi, Hıristiyan olan ailede son damla olmuştu.

Kitap piyasaya çıktı. Kaçak yazmamıştım. Ama (yıllar sonra öğrendim) Lütfiye adında bir kadın (imanı olan hiç kimse, bir kitap yazdı diye Müslümanı ihbar edemez, Kur’an kursunu da) beni ihbar etmiş, polisleri de alıp Kur’an kursuma getirmişti. Kendisi kursu gösterip gitmiş. Peygamberimiz boşu boşuna söylememiş, namaz kılması yetmez, kişinin ahlakına bakın, diye.

Neyse...

Bu kitap mahkemeye verildi ve ben 8 yıl 4 ay hapis cezası aldım. 2,5 yıl hapis yattıktan sonra, çıkan infaz yasasından faydalandım. Oralar uzun hikayeler. Burası da Cezaevi isimli kitabımda detayları işledim. Ve Gençliğin İmanı Sorularla Çaldılar kitabı çok tutuldu. Bu kitap çok kişinin hidayetine vesile oldu. Hâlâ aynı oranda gidiyor. Satışı yasak değil.

2006 yılında tekrar gözden geçirip ufak-tefek hatalarını rutuş yaptım.

Gençliğin İmanını Sorularla Çaldılar’ın özetle yazılış hikayesi bu. Sizde okursanız burada yazmadığım sebepleri de göreceksiniz.

Gençliğin İmanını Sorularla Çaldılar kitabındaki sorulardan birkaçı.

• Allah’ın varlığının delilleri nelerdir?

• Allah niçin görünmüyor

• Kur’an’ın Allah  tarafından indiğine dair modern ilimde delil var mı?

• Kabir azabı var mı?

• Peygamber bugüne kadar yaşasaydı ona tâbi olurdum niçin öldü?

• Çok evlilik

• Öldükten sonra nasıl dirileceğiz

• Allah kainatı yaratmaya neden lüzüm gördü?

• Ruhun varlığı, ibadetin karşılığı hemen verilse gibi kimi iyi niyet kimi tuzak sorular. Hepsinin cevabı verilmiştir, herkese özel cevaplar olmasa da!

 

DİĞER YAZILAR

SORMA NASILSA CEVABI YOK
Konu olarak Türkiyede ilk defa yazılan bu kitap,Sperim Bankacılığından sperimle büyüyen çocuğun ızdıraplı hayat hikayesini anlatmaktadır.
MERHAMET
Bayrampaşa Cezaevvindeyim. “Yeni mahkûm geldi.” dediler. Baktım hüzünlü bir kadın. Cezaevine giriş anında bazı mahkûmlarda görünen şoke olmuş hali ser
EŞLER ARASI İLİŞKİDE İLETİŞİM STRATEJİSİ
İnsan, bilinmeyen, ama bilindiği sanılan varlık. Ya da bazen bilinen bazen derinlerde yaşayan. Tez’im için psikolojik ağırlıklı bir konu söyledim H
BİR GÖNÜL MÜCADELESİ
Özellikle Avrupa’da duyduğum “İthal damat” “İthal gelin” sözlerinden sonra konuya değindim. Bir de baktım ki, Avrupa’ya giden damatlar da gelinler de
İZAHLI NAMAZ HOCASI
NOT:KİTAPÇILARDAN VEYA 0212 5218310 DAN İSTEYEBİLİRSİNİZ.
ESİR EVLİLER
Esir Evlilerle ilgili sayısını bilemeyeceğim kadar olay dinledim, mektuplar aldım. Bizzat gördüğüm şahıslarda oldu. Kitapla ilgili olarak bir ipucu
SEVGİDE HİÇ VEFA YOK MU?
SEVGİDE HİÇ VEFA YOK MU? Bu kitabı eşini aldatan altı kişiye okuttum. Hepsi de “Eğer ben bu kitabı daha önce okusaydım asla bu hatayı yapmazdı
CİVCİV AİLESİ - MAVİ SERİ
Çocuk kitabı yazmaya onbeş yıl cesaret edemedim çünki, çocuk farklı bir dünya. Çocuk ruhunu anlamak yetmez, neyi nasıl vereceğimizi de bilmeliydik.
CİVCİV AİLESİ - BEYAZ SERİ
Çocuk kitabı yazmaya onbeş yıl cesaret edemedim çünki, çocuk farklı bir dünya. Çocuk ruhunu anlamak yetmez, neyi nasıl vereceğimizi de bilmeliydik.
NESİLLER ÖYKÜSÜ - BABA SENDE BİRŞEY SÖYLE

n

NESİLLER ÖYKÜSÜ - ANNE BÜYÜKLERE BİRŞEY SÖYLE

n

NESİLLER ÖYKÜSÜ - ALİ'NİN DÜNYASI

n

NESİLLER ÖYKÜSÜ - AĞLAYAN KÖPEK

n

NESİLLER ÖYKÜSÜ - DEPREMİN ARDINDAN

n

NESİLLER ÖYKÜSÜ - KARDEŞ SEVGİSİ

n

NESİLLER ÖYKÜSÜ - KONUŞAN SERÇE

n

NESİLLER ÖYKÜSÜ - HAYAL ÇOCUK

n

NESİLLER ÖYKÜSÜ - KÜÇÜK KIZIN UMUDU

n

NESİLLER ÖYKÜSÜ - TOPAL KARINCA

n

NESİLLER ÖYKÜSÜ - KIRMIZI ELBİSELİ KIZ

n

NESİLLER ÖYKÜSÜ - YILAN YAVRUSU

n

NESİLLER ÖYKÜSÜ - KÜÇÜK KELEBEKLER

n

NESİLLER ÖYKÜSÜ - KÜÇÜK KIZ

n

NESİLLER ÖYKÜSÜ - ŞİRİN KÖY

n

KILAVUZ İSLÂM-I DOĞRU ANLAMAK - 4 CİLT

n

BUNALIM

n

ÇAĞRI

n

HARCANDIK

n

KADINLARI KADINLAR DA EZİYOR

n

ÇİN İŞKENCESİ

n

BİNBAŞININ KIZI KÜRDO(Son Pişmanlık Fayda Eder)

n

İMAMIN MANKEN KIZI

n

ÇİNGENE

n

SABIKALI VE DUL

n

GEÇMİŞİN İZLERİ

n

UZAKTAKİ ÇIĞLIKLAR

n

RADYO VE BASIN RÖPORTAJLARI

n

GERİ TEPEN KURŞUNLAR

n

BEN KİMİN KURBANIYIM?

n

KIBRIS SULAR İÇİNDE BİR YETİM

n

İNSANLIĞIN BELGESELİ

n

BİR ADIMLIK KOŞU

n

MARİA

n

VİCDAN AZABI

n

İSİMSİZ KİTAP

n

ÖNCE SORU SORARLAR SONRA HAM İNSANI KOPARIRLAR DİNİNDEN

n

TELEFONLA RÖPORTAJ

n

İNSANLAR DA KAYAR

n

AĞLATAN YOLLAR

n

KELEPÇELİ KALEMİMDEN

n

RUHUMUN PENCERESİ

n

BİZ BU VATANIN NESİ OLUYORUZ

n

ÜLKEMİ ARIYORUM

n

NE OLUR İHANET ETME

n

İSLAM'DA ERKEK

n

BURASI DA CEZAEVİ

n

MAHKUM DUYGULAR

n

BİZE NASIL KIYDINIZ

n

GENÇLİĞİN İMANINI SORULARLA ÇALDILAR
 
 
 

KATEGORİLER

SİTE YAZARLARI

ALINTI YAZARLAR

ABDULKADİR TURAN

İslam dünyasında Müslüman kimliğin yeniden keşfi..
FARUK BAŞER

ESTETİK AMELİYATI
ABDULCELİL CANDAN

Peygamberlere İman Konusunda Görülen Bazı Batıl İnançlar
FATMA TUNCER

GENÇ KUŞAĞIN ÇIKMAZLARI
AHMET TAŞGETİREN

FETVA LİNCİ GERÇEK FETVA
SEMA MARAŞLI

EVLİLİK KÜLTÜRÜ
İLHAN ORAL

HİZMET Mİ FİTNE Mİ
AHMET ANAPALI

ATATÜRK DEDİ Kİ KAN İLE YAPILAN İNKILAPLAR DAHA SAĞLAM OLUR
SERDAR TUNCER

AÇILMADAN YAKILAN BİR MEKTUP
CEM KÜÇÜK

İSLAMCILIĞIN DÖNEMİ ESAS ŞİMDİ BAŞLIYOR
İBRAHİM SARMIŞ

Hz. Muhammed'in (s) Büyülendiği İddiası
MEHMET EMİN YILDIRIM

Efendimiz (s.a.s.) Kimleri Şikâyet Edecek?
SERDAR DEMİREL

HAYATINI KAYBETTİ DE NE DEMEK
MEHMET KAPLAN

BU ACI NASIL ANLATILIR
MUSTAFA ÖZCAN

ALLAH İÇİN ÖLEYİMDE
ABDURRAHMAN DİLİPAK

İMAN ETTİK DEMEKLE
MEHMET GÖKTAŞ

Geceyi büyük bir medeniyet yapanların çocuklarıyız
CEMAL NAR

UYANIK KÜRTCÜ İSLAMCILARA UYARI
YAŞAR DEĞİRMENCİ

LALE DEVRİ MÜSLÜMANLARI GİBİYİZ
ŞEVKİ YILMAZ

HER DİRİLİŞ BİR FETİHTİR
ABDULLAH YILDIZ

SON ANDA
YUSUF KAPLAN

İNSANLIĞIN YÜKÜNÜ OMUZLARIMIZDA HİSSETMEK
HAYREDDİN KARAMAN

LAİKÇİLER ATAKDA
ABDULLAH BÜYÜK

EVLERİMİZİN MANEVİ KİMLİĞİ
FEYZULLAH BİRIŞIK

Bir davetçiden ya da bir kitaptan nasıl faydalanırsın?

MİSAFİR YAZARLAR

YAZAR ADAYLARI

DUYURULAR

GÜZEL SÖZLER

Hiç acı çekmemiş olanlar düşüncesiz olurlar

İSTATİSTİK

Sayac
Tekil  13386
Toplam 2495697
 
 

Eminesenlikoglu.Org internet üzerinden yayın yapmaktadır. Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İzinsiz ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.
Tasarım ve Kodlama Networkbil.Net